25.04.2013’e ekleme
Dün kadere inatlaşmayla biten ruh halimin yerini kabulleniş aldı bugün. Nerede kaldı o inatçılık değil mi? “Bu hayatta olmasa da bir başka hayatta mutlaka!” demiştim… Önemli olan bir başka hayatta yaşanması değilki ama; bu hayatta yaşanması… Bu yaşamda görmedikten sonra bir sonraki yaşamda ya da başka bir yaşamda bunu görmenin bir anlamı yokki..
Çünkü ben bu hayatı yaşıyorum, şu anı yaşıyorum…Ama ne fayda…
İstediğimiz kadar, istediğiniz kadar direnin… Kaderinize istediğiniz kadar karşı çıkın…Kader ağlarını zaten örmüş, yaşayacağımız şeyler zaten yazılmış, neye inat ediyoruz ki…
“Seçtiğimiz yollar kaderimizdir aslında” diye düşünürdüm. “her insan kaderini kendi çizer, seçtiği yollarla, attığı adımlarla” diye düşünürdüm…
Belki de doğrusu şudur: Kader karşı çıkılmaz, aslında olacak ve olan her şey daha önceden yazıldı. Karşı çıkmak sadece aptallıktır. Çünkü ne yaparsak yapalım, hayat eninde sonunda sizi kendi istediği noktaya getirir.
Peki hayatın bizim için sakladığı, kapımızda bekleyen o sürprize ne oldu? Hayat bizi neden unuttu?
Hayat unutma bizi…